Murabaha, İslami finans sisteminde en yaygın kullanılan finansman yöntemlerinden biridir. Faiz yasağına dayalı çalışan katılım bankaları, klasik bir kredi vermek yerine, müşterinin ihtiyaç duyduğu malı (örneğin bir araç, ekipman veya emtiayı) doğrudan satıcıdan satın alır ve ardından bu malı, üzerine önceden belirlenmiş ve açıkça bildirilmiş bir kâr marjı ekleyerek müşteriye vadeli olarak satar.
Bu yapının faizden temel farkı, işlemin gerçek bir alım-satıma dayanması ve bankanın malın mülkiyetini (kısa süreliğine de olsa) fiilen üstlenmesidir; yani ortada soyut bir "para borcu" değil, somut bir mal alışverişi vardır. Kâr marjı, kredi faizi gibi zamana bağlı olarak işlemez; sözleşme kurulduğunda sabitlenir.
Murabaha sözleşmelerinde dikkat edilmesi gereken hukuki noktalar arasında; malın gerçekten bankanın mülkiyetine geçip geçmediği, kâr marjının ve ödeme planının sözleşmede açık şekilde belirtilmesi ve erken ödeme/gecikme hallerinde uygulanacak kuralların net olması sayılabilir.
Katılım bankacılığı ürünlerinden yararlanmadan önce, sözleşmenin hem dini hassasiyetler hem de hukuki güvenceler açısından uygun şekilde kurgulandığından emin olmak önemlidir.